Ana içeriğe atla

Kayıtlar

TESLİMİYET

Ritim? Taş geçitten koşarken adımlarımızın yankısı, gecenin içinde düzenli bir kaos yaratıyordu. Sanki başka bir zaman diliminden, cumartesi gecesine ışınlandık. Rıhtımın girişinde nefes nefese gülümserken dudaklarına bir öpücük bıraktım. Saatlerimizde 06:00 alarmı kurduktan sonra şehir ile deniz arasındaki perde aralandı.  Karanlığın içine dizilmiş yatların direklerindeki seyir fenerleri, suyun üstünde titreyen sahte yıldızlar gibi yanıp sönüyordu. Yağmur çiselerken, iskeleye çarpan dalgaların sesi havaya notalar saçıyordu. Dalgakıranın yankısı etrafımızı bir yaylı orkestrası gibi kuşattı. Kararımı vermeden önce mavi gözlerine uzun uzun baktım. Gökyüzü, denize cesaretimizi sınayan şimşekler atıyordu. Teslimiyetin tadı dilime çalınıyordu.  Rıhtımın dar koridorlarının en sonuna, onu karanlığa doğru çekiyorum. Bilmediğimiz bir teknenin güvertesine bastığımızda, yüzündeki şaşkınlığı ne kadar sevdiğimi hatırlıyorum. Sonra haylazca gülmeye başlıyor, bana değil sadece duygular...
En son yayınlar

MASUMİYET

  Ritim? Gözlerimi açtığımda damarlarımda dolanan duygular, kalp atışında gözlerimden fışkırıyordu. Duvarlara bulaşıp, insanların üzerine sıçrıyordu. Solmuş ruhlar, kendilerini gizledikleri maskelerin ardından sinsice gülüyor, puro dumanlarını suratıma doğru üflüyorlardı. Nabzımın sesi kasvetli ortamda yankılanıyor, kumarhanedekiler ruhuma diş geçirmek için doğru anı bekliyorlardı. Masadaki pırlantalı eller de, kristal kadehlerde yükselen altın köpükler de birer kandırmacaydı. İhtişamla parıldayan şeyler çürümüş ruhları kamufle eden illüzyonlardı. Masadaki herkesin marinada demirli yatları, loş restoranlarda sabit masaları vardı ve her şeyi bir şekilde satın alabileceklerine inanıyorlardı. Haklılardı . Kumar oynarken onlarla para savurup gülümsediğimde, samimiyetimin bir strateji olduğunu düşünüyorlardı. Beni hem aralarına ait görüyor, hem de tehlikeli bir yabancıymışım gibi izliyorlardı. İllüzyon ile güzel anlaşıyorlardı.  Kusursuz bedenler farklı şeyler hissetmek için gelmiş...

SÜPERMAN

Ritim? Erken bir pazar sabahı havalimanındayız. Hava henüz aydınlanmamış ve cumartesi gecesi üzerimizden çıkmamış. Gözlerimi kapattığım her an kırmızı ışıklar patlıyor ve düşüncelerim hâlâ geceden kalma. Telaşlı adımlar atıyoruz, suratlarımız geceyi inkâr ediyor. Havalimanının parlak mermere yansıyan beyaz ışıkları, gözlerimin arkasında zonklayan yere batıyor. Yürüyen merdivene yaslanmış, elimdeki bilete bakıyorum. Sabahı bekliyorum. Onun parmaklarında kurumuş yaralar, benim belimde birkaç morluk, sırtımızdaki çantaların ağırlığı yok gibi. Kalabalık dolu koridorlarda yankılanan anonslar başımın yaralı yerlerini sızlatıyor. Yüzüme çarpan her bakış bizden daha uyanık ve etrafta hiç çocuk görmüyorum. Kimse kimseyi uğurlamıyor ama herkes bir şeyini kaybetmiş gibi yürüyor. Bir yanım gözlerimi kapatıp dans etmek istiyor, diğer yanımı şimdilik düşünmemeye çalışıyorum. Valiz tıkırtıları içimi yarıp geçiyor, bu havalimanından kaçmak istiyorum.  Gülmek istiyorum ama hayatı ciddiye aldığı...